Son Dakika: Buharda Zeytinyağlı Biber Dolması
AnasayfaYazarlarAlbümAnketlerÜye KayıtÜye GirişEvlilikReklamHostingWeb Tasarımİletişim
Online Ziyaretçi: kişi
Erol Maraşlı
0
erolmarasli@gmail.com

BASIN YOLUYLA KAVGA


Tayyip Bey ile Doğan şirketler grubu başkanı ve bildiği kadarıyla sayısı 20 e yaklaşan basın yayın organının sahibi Aydın Doğan arasındaki kavga gündemi birden bir değiştiriverdi.

Gerçi bizdeki yüklü döviz rezervi sayesinde dünyada yaşanan krizi hissetmedik ama bu kriz hepsinin önüne geçti.

Esasında buna kriz diyerek bakmamak lazım.

Sayın başbakan Doğan grubu yayın organlarının Almanya da Deniz Feneri adındaki bir hayır toplayıp dağıtma derneğinin Alman makamlarınca mahkemeye verilmesinden yola çıkarak bu yolsuzluğu Ak Parti ve başbakana kadar bulaştırmak istemesi üzerine başbakanın gösterdiği refleksle ?basında kavga? diye lanse ediliyor.

Birincisi Aydın Doğan, bu mahkeme devam ederken neden şimdiye kadar bekledi dersiniz?
Ona başbakan şöyle cevap veriyor: ?Hilton otelinin önündeki yeşil alana imar izni verilmediği ve mevcut yapı izni bulan alana da fazla kat irtifakı verilmediğinden emrindeki basın yayın organlarını kullanarak bize çamur atmaya çalışıyor? diyor.
İkincisi imar iznini İstanbul Büyükşehir belediyesi verir, Doğan neden belediyeyi değil de başbakanı hedef aldı dersiniz?

Buna da başbakan cevap veriyor:
?Bana geldi belediyenin imar vermemesinden yakındı?Ben bu parayı buraya boşuna mı yatırdım?..?diyerek konuya müdahil olmasını istemiş.

Üçüncüsü Aydın bey RTÜK?den lisans ve kanal tahsisi istemiş, RTÜK başkanı Zahit Akman başbakanın yakın adamı olduğundan bu izni hala vermemiş..
Buna da başbakan şöyle cevap veriyor: ?Bu işi bizim işimiz değil! Senin muhatabın RTÜK dür. Sorununun çözümü oradadır. RTÜK emirle iş yapmaz?

Buna ?basın kavgası? diyemeyiz.

Her ne kadar basın ikiye ayrılmış durumda olsa da, birbirlerine karşı kılıçları çekmiş olsa da bunun adı basın kavgası değildir.

Basına baskı kurmak mı?
Geriye dönüp bakalım.

İstiklal mahkemeleri sırasında ?devrimlere sahip çıkan? bazı gazeteciler bile Diyarbakır İstiklal mahkemesinde yargılanmadılar mı?

Mesela Ahmet Emin Yalman?
Bu baskı değimliydi?

İkinci dünya savaşı sırasında Reisicumhur İsmet Paşa?nın/Milli Şef/ ?Führer? e hoş görünmek için adı ?komüniste? çıkmış bazı gazetecilere zindan yolunu göstermesi baskı değimliydi?

Hitler mağlup olurken Türkçü/Turancı gazetecileri tabutluklara tıkılmadılar mı?
Rahmetli Menderes döneminde muhalif gazeteciler cezaevlerinde yatmadılar mı?

Bu da baskı değimiydi?

27 Mayıs 1960 da DP yanlısı gazeteciler kodese atılmadılar mı?
Peyami Safa, Necip Fazıl, Orhan Seyfi?
Öncü gazetesini kapattıran MBK?nden başkası değildi.

12 Eylül de sağcısı solcusu birçok gazeteci yargılanmadılar mı? Sıkıyönetimde sorgulanmadılar mı?

Nazlı Ilıcak ne kadar yattıydı?

28 Şubatta gazeteciler fişlenip bazı kamu alanlarından mahrum edilmediler mi?
İşte o baskılarla bugünkü kavganın hiç ilgisi yok.

Ak Parti ve sayın başbakan basına baskımı yapıyor?

Hakkında bu kadar yazılıp söylenenler ekranları gazete sayfalarını dolduruyorsa; nasıl baskı bu?

Ama Aydın bey?inde baskı yapıp yapmadığını bilemem ama şu soruyu sormadan geçemeyeceğim.

Emin Çölaşan?ı neden kapının önüne bıraktı da adamcağız da ?Kovulduk ey halkım unutma bizi? diye kitap yazdı?

Yoksa Hürriyetin tepe noktasında Tayyip beyin damadı ya da oğlumu vardı?

Bir de şunu sormamız lazım: Devlet beyin hiçbir haberini bugüne kadar manşet yapmayan Hürriyet birden bire neden manşet yaptı?

Devlet bey ve partisine uygulanan ambargoyu da Tayyip Bey mi yaptırmıştı?

Reklam Alanı

http://www.acilhost.com/
http://www.denizweb.net/
http://www.mutluyuva.com/
http://www.tabirci.com/
http://www.annemevlenecek.com/

Bu yazı 09/10/2008 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

 

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

Yazarın Diğer Yazıları

  1. BASIN YOLUYLA KAVGA